ISSN: 1300-4115
İzmir Göğüs Hastanesi Dergisi - Göğüs Hastanesi Dergisi: 34 (2)
Cilt: 34  Sayı: 2 - 2020
1.
Kapak
Cover

Sayfalar I - III

2.
Editör’den
Editorial

Sayfa IV

3.
İçindekiler
Contents

Sayfa V

4.
Yayın Politikaları ve Yazım Rehberi
Publication Policies and Editorial Gude

Sayfalar VII - VIII

DERLEME
5.
COVİD-19 Pandemi Döneminde Akciğer Kanseri Yönetimi
Lung cancer management in the COVID-19 pandemic
Murat Akyol, Berna Komurcuoglu
doi: 10.5222/İGH.2020.52714  Sayfalar 55 - 61
Çin’den bütün dünyaya yayılan Covid-19 enfeksiyonu halen dünya genelinde yayılmaya ve ciddi mortalite nedeni
olmaya devam etmektedir. Covid-19 enfeksiyonu sıklıkla ciddi akciğer tutulumuna bağlı pnömoni, ARDS ve
solunum yetmezliğiyle mortaliteye neden olmaktadır.
Akciğer kanseri hem akciğerdeki lokal direncin düşmesine hem de tedavi süresinde oluşabilen immunsüpresyon
ile Covid-19 pnömonisi gibi sekonder enfeksiyonlara bağlı olarak karşı olgularda artmış mortalite riskine neden
olmaktadır. Covid-19 enfeksiyonu seyrinde, kanser ve eşlik eden diğer ciddi komorbiditeler; yüksek oranda ağır
klinik tablo, yoğun bakım yatışı ve mortaliteye neden olmaktadır. Akciğer kanserli hastaların bireysel olarak değerlendirilerek,
evreleri ve performanslarına göre tedavinin planlanması önerilmektedir. Pandemi sürecinde tanıda
endobronşiyal girişimsel tetkikler yerine non-invaziv radyolojik yöntemlerin kullanılması, hastane başvurularının
minimuma indirilerek, hastalarda en etkili ancak daha az immunsüpresyon yapan tedavilerin verilmesi planlanmalıdır.
Covid-19 infection, spreading from China to the whole world, continues to spread and cause serious mortality.
Covid-19 infection causes mortality with pneumonia due to severe lung involvement, ARDS and respiratory failure.
Lung cancer causes both a decrease in the local resistance of the lung and an increased risk in cases against
secondary infections such as Covid-19 pneumonia with immunosuppression that may occur during the treatment
period. In the course of Covid-19 infection, cancer and other serious comorbidities cause high rates of severe
clinical picture, intensive care admission and mortality.
During Covid-19 pandemic, cancer and other serious co-morbidities; It causes high rates of severe clinical picture,
intensive care admission and mortality.
It is recommended to evaluate patients with lung cancer individually and to plan the treatment according to their
stages and performances. During the pandemic process, it should be planned to use non-invasive radiological
methods instead of endobronchial interventional examinations in the diagnosis, to minimize

ORIJINAL ARAŞTIRMA
6.
Weaning İçin Pulmoner Rehabilitasyon Programı içeren Yeni Bir Model
A New Model Consisting Pulmonary Rehabilitation Program For Weaning
İpek Candemir, Dicle Kaymaz, Fatma Aktas, Pınar Ergün
doi: 10.5222/İGH.2020.32042  Sayfalar 62 - 70
GİRİŞ ve AMAÇ: Akut / kronik solunum yetmezliği olan hastaları yöneten kronik solunum yetmezliği servisimiz, multidispliner
ekibi ile yapılandırılmış entegre pulmoner rehabilitasyon (PR), evde bakım birimi olan hastane ünitesidir. Bu
çalışmanın amacı, yatarak tedavi gören uzamış mekanik ventilasyonu (MV) olan hastalarda weaning deneyimlerimizi
ve multidispliner yapılandırılmış yatan hasta kliniği modelinin weaning için alternatif bir yöntem olup
olmadığını sunmaktı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Multidisipliner yatarak PR programı ve weaning için evde invaziv mekanik ventilasyonu (IMV) olan 23
hasta incelendi. Dispne skorları, vücut kompozisyonları, solunum kas kuvvetleri, psikolojik durumları, PR öncesi
ve weaning işleminden ekokardiyografik ölçümleri, IMV süresi (trakeostominin açılmasından bu yana), weaning
öncesi ve 24 saat sonra AKG düzeyleri kaydedildi.
BULGULAR: Bir hastada pnömoni, 13’ünde KOAH, 5’inde bronşektazi, 2’sinde kifoskolyoz, 2’sinde konjestif kalp
yetmezliği tanısı mevcuttu. IMV süresinin ortanca değeri 126 gündü. Weaning, 21 hastanın 15’inde denenedi. 6
hasta weaning için uygun bulunmadı. 15 hastanın 12’si, %80 weaning başarısı ile dekanüle edildi. Dört hasta uzun
süreli oksijen tedavisi (USOT), nokturnal non-IMV, 7’si USOT, 1 cihazı olmadan taburcu edildi. Weaning başarısızlığı
olan hastalarda daha yüksek aksiyet depresyon skorları, sistolik pulmoner arter basıncı değerleri, daha düşük
maksimum inspiratuar, ekspiratuar basınçlar, daha kısa IMV süreleri mevcuttu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma, uzun süreli MV’de uzmanlaşmış merkezlerin bulunmaması durumunda multidispliner ekibinden
oluşan ve PR’nin hasta yönetimine entegre edilmesinde kronik solunum yetmezliği yatan hasta kliniklerinin
weaning merkezleri olarak hizmet edebileceğini göstermiştir.
INTRODUCTION: Our chronic respiratory failure service where we manage the patients with acute /chronic respiratory
failure, is a hospital unit with multidisciplinary team with structured integrated pulmonary rehabilitation (PR) and
home care unit. The aim of the study was to present our weaning experiences of inpatient hospital service in
patients with prolonged mechanical ventilation (MV) and whether multidisciplinary structured inpatient service
model could be an alternative method for weaning.
METHODS: Twenty-three patients with home invasive mechanical ventilation (IMV) who underwent multidisciplinary
inpatient PR program and weaning trials were analyzed. Dyspnea scores, body composition, respiratory
muscle strength, physicological status, echocardiagraphic measurements before PR and weaning process, duration
of IMV (since the opening of the tracheostomy), ABG levels before and 24 hours after weaning were recorded.
RESULTS: One patient was with pneumonia, 13 with COPD, 5 with bronchiectasis, 2 with kyphoscoliosis, and 2
with congestive heart failure. The median value of duration of IMV was 126 days. The weaning trial was performed
on 15 of 21 patients. Six patients were not found to be appropriate for weaning. 12 of 15 patients were
decannulated with 80% weaning success. Four patients were discharged with long term oxygen therapy (LTOT),
nocturnal non-IMV, 7 with LTOT, and 1 without device. The patients with weaning failure had higher anxiety
depression scores, systolic pulmonary arterial pressures, lower maximum inspiratory, expiratory pressures, and
shorter duration of IMV.
DISCUSSION AND CONCLUSION: This study showed that chronic respiratory failure inpatients services consisting of multidisciplinary
team and integrating PR into patients’ managements could serve as weaning centers in case of absence of specialized
centers in prolonged MV.

7.
Akciğer Karsinomu Tedavisi Sırasında Beyin Metastazı Gelişimini Etkileyen Faktörler
Factors Affecting Occurence of Brain Metastasis During Lung Carcinoma Treatment
Eylem Yıldırım, Berna Kömürcüoğlu, Tülin Bozkurt, Bilge Salık, Günseli Balcı, Aydan Mertoğlu
doi: 10.5222/İGH.2020.70288  Sayfalar 71 - 76
GİRİŞ ve AMAÇ: Beyin metastazı gelişimi akciğer karsinomlarında sıklıkla görülmekte ve mortaliteyi arttırmaktadır.
Çalışmamızda akciğer karsinomu tanısı ile izlenen hastalarda beyin metastazı gelişimine etkili olan faktörlerin
değerlendirilmesi ve beyin metastazı sonrasında sağ kalımlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ocak 2013-Aralık 2017 tarihlerinde akciğer karsinomu tanısı alan, tanı anında beyin metastazı saptanmayan
ve takiplerinde beyin metastazı gelişen 72 hasta çalışmaya alındı.
BULGULAR: Adenokarsinom %40,3 oranında saptanırken, küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) %31,9, skuamoz hücreli karsinom %26,4 idi. Tanı anında hastaların %30,6’sı evre IVB, %29,2’si evre IIIB ve %18,1’i evre IIIA grubundaydı. Evre I ve II grubundan toplam 5 (%6,9) hasta bulunmaktaydı. Hastaların %66,7’sinde N2 tutulumu bulunurken, %23,6’sında N3 tutulumu saptanmıştı. İlk tanıda uzak metastaz hastaların %63,9’unda bulunmamaktaydı. Hastaların tanı anından itibaren beyin metastazı gelişme süresi 11,9±8,5 aydı. Beyin metastazı geliştikten sonra hastaların yaşam süresi 3,77±4,0 aydı. Hastaların sadece %8,3’ü (n: 6) halen yaşamaktadır. Yaşamakta olan hastaların tümünün adenokarsinom tanısı aldığı saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda primer tümörde yeterli tedavi yanıtlarına rağmen yaklaşık bir yıl içinde hastalarda beyin metastazı geliştiği ve iki ay içinde hayatlarını kaybetmesine neden olduğu izlendi. Mediastinal lenf nodu tutulumu, lokal ileri ve metastatik evre hastalık ve adeno kanser histolojisi akciğer karsinomunda beyin metastazı gelişiminde etkili faktörlerdendir.
INTRODUCTION: Brain metastases are frequently seen in lung carcinomas and increase mortality. The aim of this study is to evaluate the factors affecting brain metastases occurrence and to determine survival after brain metastases in patients with lung cancer.
METHODS: The study included 72 patients who were diagnosed with lung carcinoma and had no brain metastasis at the time of diagnosis.
RESULTS: The diagnosis of adenocarcinoma was 40.3%, while small cell lung carcinoma (SCLC) was 31.9% and squamous cell carcinoma was 26.4%. At the time of diagnosis 30.6% of patients were in stage IVB, 29.2% in stage IIIB and 18.1% in stage IIIA group. There were 5 (6.9%) patients in stage I and II. N2 involvement was found in 66.7% of the patients and N3 involvement was found in 23.6% of the patients. In the initial diagnosis, distant metastasis was not present in 63.9% of the patients. The time to brain metastasis development was 10.0 months. The survial of the patients was 2.0 months after the development of brain metastasis. Only 8,3% (n: 6) of the patients are still alive. All these alive patients were diagnosed as adenocarcinoma.
DISCUSSION AND CONCLUSION: In our study, despite the adequate treatment responses in the primary tumor, brain metastasis developed in the patients within one year and caused loss of life in two months. Mediastinal lymph node involvement, local advanced and metastatic stage disease and adenocancer histology are effective factors in the development of brain metastasis in lung carcinoma.

8.
Romatolojik Hastalıkların ve Mean Platelet Volume Düzeylerinin Pulmoner Emboli ile İlişkisi
Relation between Rheumatological Diseases and MPV Levels with Pulmonary Embolism
Ayhan Tabur
doi: 10.5222/İGH.2020.00710  Sayfalar 77 - 82
GİRİŞ ve AMAÇ: Pulmoner emboli (PE), dünyanın her yerinde önemli sağlık problemi olarak gösterilmektedir.
PE nedeni olan birçok predispoze durum bilinmektedir. PE için kazanılmış ve genetik risk
faktörleri mevcuttur ancak hastaların %30’unda neden saptanamamaktadır. Son yıllarda yapılan
araştırmalarda yeni risk faktörleri araştırılmaktadır. Bu çalışmada, PE ile Mean Platelet Volume
(MPV) değeri ve romatolojik hastalıklar (RH) arasındaki ilişki araştırılmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmada hastane veri tabanında yer alan kayıtlar kullanılmıştır. Ocak 2008 ve Temmuz
2012 tarihleri arasında PE tanısı almış hastalar retrospektif olarak saptanarak 64 hasta çalışmaya
dahil edilmiştir. PE tanısı almış hastalar arasında RH tanısı almış olanlar ve hastaların MPV değerleri
ortalamaları belirlenmiştir. Olgu grubuyla aynı zaman aralığında başvuran hastalardan PE ve
RH olmayan 64 kişi seçilerek kontrol gurubu oluşturulmuştur.
BULGULAR: Yapılan analizler sonucunda olgu ve kontrol grupları arasında anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç olarak, konuya ilişkin planlanacak yeni araştırmalara ihtiyaç olduğu değerlendirilmiştir.
INTRODUCTION: Pulmonary Embolism (PE) is shown as an important health problem all over the world. Many predisposed conditions are known, which are the cause of PE. There are an acquired and genetic risk factors for PE, but in 30% of patients the cause cannot be determined. There are so many and genetic risk factors for PE. However, in %30 of patients the cause aren’t determined. New risk factors are being investigated in recent years.
In this study, the relationship between PE and the value of mid platelet volume (MPV) and rheumatological diseases (RH) was studied.
METHODS: The records in the hospital database were used in the study. Patients diagnosed with PE between January 2008 and July 2012 were determined retrospectively and 64 patients were included in the study. Among patients diagnosed with PE, those diagnosed with RH and average MPV values of patients were determined. A control group was formed by selecting 64 patients who were not diagnosed with PE and RH from the patients who applied at the same time interval with the case group.Among the patients with PE and who are diagnosed with the RD and whose values of MPV were determined. PE patiends and Rheumatologic patients who are diagnosed with PE and whose values of MPV were compared.
RESULTS: As a result of the analyzes, it was determined that there was no significant difference between the case and control groups.


DISCUSSION AND CONCLUSION: As a result, it is evaluated that there is a need for new research to be planned on the subject.

9.
Göğüs Hastalıkları Onkolojik Acillerin Değerlendirilmesi
The Assessment of Oncological Emergencies Of Chest Diseases
Dursun Tatar, Ceyda Anar, Yasemin Özdoğan, Enver Yalnız, Ali Kadri Çırak, Ahmet Emin Erbaycu
doi: 10.5222/İGH.2020.43153  Sayfalar 83 - 88
GİRİŞ ve AMAÇ: Göğüs hastalıkları hastanesi acil servisine başvuran onkoloji hastalarının genel özelliklerini ortaya koymak amaçlandı
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bir aylık dönemde acil servise başvuran malignite tanılı hastaların sosyodemografik verileri ile birlikte başvuru semptomları ve acil tanıları retrospektif olarak incelendi.
BULGULAR: Çalışmaya alınan 118 hastanın 105 (%84.7)’si erkek, 13 (%15.3)’ü kadın ve yaş ortalaması 61.2 yıl idi. En sık başvuru yapan yaş aralığı 50-59 idi. Hastalarımızda saptanan en sık semptomlar nefes darlığı (%50), ağrı (%27.9), ateş (%14.4) ve hemoptizi (%10.1) idi. Daha az sıklıkta bulantı (%9.3), öksürük-balgam çıkarma (%7.6) ve halsizlik (%5.9) izlendi. Küçük hücreli dışı akciğer karsinomlu hastaların %87.5’i ve küçük hücreli akciğer karsinomunun %23.5’i ileri evre kansere sahip idi. En sık rastlanan acil tanı 49 (%41.5) hastada solunum yetmezliği, 14 (%11.8) hastada kemik metastazı, 13 (%11) hastada beyin metastazı idi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Göğüs hastalıkları acil servisine başvuran hastaların en sık yakınmaları nefes darlığı ve ağrı, en sık acil tanıları solunum yetmezliği ve metastatik hastalıktır. Genel talep palyatif tedaviler içindir, ölüm oranı düşüktür.
INTRODUCTION: It was aimed to reveal the general characteristics of oncology patients referred to emergency service of chest diseases training hospital.
METHODS: A retrospective analysis was performed on the socio-demographic data, the referral symptoms and emergency diagnoses of the subjects diagnosed with malignity who referred to emergency service along one month.
RESULTS: Of 118 subjects included in the study, 13 (84.7 %) were women and 105 (84.7 %) were men and the average age was 61.2 years. Frequent age interval was between 50-59. The symptoms most often seen in our cases were dypnea (50 %), pain (27.9 %), fever (14.4 %) and hemoptysis (10.1 %), whereas nausea (9.3%), cough-expectoration (7.6%) and weakness (5.9%) were observed less frequently. 87.5% of non-small cell lung carcinoma and 23.5% of small cell lung carcinoma had advanced stage lung cancer. The most frequent encountered emergency diagnoses were respiratory insufficiency in 49 (41.5%) cases, bone metastasis in 14 (11.8%) and brain metastasis in 13 (11%).
DISCUSSION AND CONCLUSION: It was observed that the most frequent complaints for emergency deferral were dyspnea and pain and the most frequent emergency diagnoses were respiratory insufficiency and metastatic disease. General requirement was for palliative treatments and the mortality was lower.

LookUs & Online Makale